|
DUYGUSAL ZEKA
Murat YILMAZ
(İTÜ ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ)
http://www.enformasyon.cjb.net
DIŞARIDAN AÇILAN PENCERE DUYGUSAL ZEKA:
Yüksek
düzeyde teknik bilgi ve zekaya sahip bazı insanların liderlik
pozisyonunda başarısızlıklarına karşın, daha alt düzeyde teknik bilgi
ve zekaya sahip bazı insanların da başarıları ile ilgili anektodlar,
liderlik için doğru kişi olmanın bir bilimden ziyade bir sanat
olduğuna dair yaygın söylevleri desteklemektedir. Bununla birlikte
başarılı liderlerin kişisel stillerde değişiklik göstermektedir.
Kimisi en üst noktadan bildirilerde bulunurken, bazıları daha
analitik davranmaktadır. Bunlara paralel olarak farklı koşullarda
farklı liderlik stilleri ortaya çıkmaktadır. Yeniden yapılanmada
daha otoriter bir güç görülürken; bir şirket evliliği esnasında daha
duyarlı bir davranış sergilemektedir. Ancak başarılı liderlerin
hepsindeki ortak özellik, hepsinin duygusal zekaya sahip olmasıdır.
Ama bu demek değildir ki, zeka ve teknik beceriler gereksizdir. Zeka
ve teknik beceriler başlangıç kapasitesini teşkil eder. Yani bir lider
için giriş seviyesi gereksinimlerdir. Araştırmalar göstermiştir ki
liderlik için gereklilik koşulu duygusal zekadır. Her ne kadar bir
zekaya, analitik düşünceye sahip olup sınırsız fikirler üreten bir
kişi duygusal zeka olmadan liderlik yapamaz. Günümüzde büyük
şirketler, liderlik için olası yıldız adayların tanımlaması,
geliştirilmesi ve atamalarında yardımcı olmaları için tecrübeli
psikologları işe almaktadır. Aralarında British Airways ve Credit
Suisse gibi büyük ve global firmaların bulunduğu 188 şirket üzerinde
bir araştırma yapılmıştır. Araştırmanın amacı, bu örgütlerde başarılı
performansların hangi kişisel becerilere bağlı olduğunu ve ne derecede
olduklarını belirlemektir. Bu araştırmanın sonucunda beceriler 3
grupta toplanmıştır; teknik beceriler örneğin, muhasebe ve iş
planlama; kavramaya yönelik (cognitive) beceriler, örneğin analitik
düşünce; ve duygusal zekayı yansıtan beceriler, örneğin değişimi
yönetme becerisi ve diğer insanlarla çalışabilme. Araştırma verileri
incelendiğinde ortaya çıkan tablo, zekanın ve teknik becerilerin
başarılı performansta lokomotif görevi gördüğü ancak, bunların
başarılı performanslarda oranları hesaplandığında, duygusal zekanın
her seviyedeki iş için diğer faktörlere nazaran iki kat daha önemli
olduğu görülmektedir. Özellikle teknik becerinin ihmal edilebildiği
üst düzeyde, duygusal zekanın önemi giderek artmaktadır. Başka bir
deyişle, daha yüksek bir sırada bulunan bir kişinin (üst düzeyde
performansa sahip) başarısında duygusal zekanın önemi daha da fazla
olmaktadır. Örneğin, bir üst düzey yöneticisinin profilinde ki
farklılığın %90?nı kavramsal becerilerden ziyade duygusal zekaya
bağlanmaktadır. Araştırmaların bir diğer ayağıda duygusal zekanın
geliştirilebileceğini ortaya koymaktadır.
DUYGUSAL ZEKANIN ELEMANLARI:
1-
KENDİNİ TANIMA (SELF-AWERNESS):
Bir
insanın kendi duygularını, güçlü ve zayıf yanlarını, ihtiyaç ve
motivelerini tanıması ve anlamasıdır. Hem kendilerine hem de
başkalarına karşı dürüsttür. Yüksek düzeyde kendini bilen kişiler,
sahip olduğu özelliklerin, duyguların diğer insanları nasıl
etkileyeceği konusunda da haberdarlardır.
Kendi
değer ve amaçlarını bilir. Nerede ve niçin bulunduğunun
bilincindedir. Örneğin, çok iyi gelir vadeden bir işin uzun vadede ki
amaçlara ve değerlere uymuyorsa değerlendirmeye alınmaması gibi, karar
alımlarında değerler ve amaçlar önemli rol oynar. 1. Kendini tanıma
özelliği şu şekillerde ortaya çıkar: İlk ve öncelikli olarak kendini
tanıma, dürüstlük ve gerçekçi olarak kendini değerlendirme olarak
ortaya çıkar. Kendini tanıyan insan kendi duyguları ve diğer
insanlar üzerindeki etkileri hakkında doğru ve açık konuşur, gereğinde
bile karmaşık ve taşkınlıkla konuşmaz. Bir insanın kendini tanıması
zaman zaman işe alma sırasında da ortaya çıkar. Kendisine,
duygularına yenilmesi ve pişmanlıkları hakkında sorular sorulduğunda,
kendini bilen kişi açık bir şekilde hatasını kabul edecek ve
hikayesini gülümseme ile anlatacaktır. Arıca kendini tanıyan insan,
performansı ile de tanımlanabilir. Kendi zayıf ve güçlü taraflarını
bilen ve bunları konuşmaktan çekinmeyen insanlar sık sık yapıcı
eleştirilere kendilerini açarlar. Aksi durumda, daha düşük düzeyde bu
özelliğe sahip bir kişi çevreden gelen mesajları bir tehdit olarak
algılayacaktır. Kendini bilme ile ilgili bir diğer özellik kendine
güvendir. Kendi kapasitesi hakkında bilgiye sahiptir, ne zaman yardım
isteneceğini bilirler, iş sırasında aldıkları risk hesaplanmıştır.
Üstesinden gelemeyeceği işlerle ilgilenmezler, güçlü taraflarıyla
oynarlar. Örneğin, strateji ile ilgili bir toplantıya çağrılmış genç
bir orta düzey yönetici, sağlam bir mantığa ve önerilere sahip
olduğunu bilebilir ancak aynı zamanda oturumda zayıf bir konumda
olduğunu da bilir.
2-
KENDİ KENDİNİ AYARLAMA (SELF-REGULATİON):
Bu özellik
bir insanın kendi kendine bir iç sohbeti gibidir ve bizi duygularımıza
esir olmaktan alıkoyar. Normal olarak herkes kötü bir ruh halinde
olabilir ve duygusal dürtülerle karşılaşabilir ancak, bazı insanlar
bunları kontrol altına almayı ve elverişli bir şekle dönüştürmeyi
başarabilirler. Örneğin, şirket başkanı karşısında elemanları zayıf ve
başarısız bir performans sergilemiş bir yönetici kendi kontrolünü
kaybederek bağırabilir ve masalara vurabilir yada herkese kızgın
kızgın bakarken sessizliğini muhafaza etmeye devam edebilir. Ama
kendi kendini ayarlama konusunda yetenekli bir yönetici ise farklı
bir yol tercih edecektir. Takımın zayıf performansını kabul edecek,
hızlı ve sert yargılarda bulunmaksızın dikkatli kelimeler seçecek,
bunu takiben de başarısızlık sebebi üzerinde durmak için geri
dönecektir. Yetersiz çabada kişisel problemler var mıdır?
Hafifletici sebepler var mıdır? Yenilgide kendi rolü nedir? gibi
sorular üzerinde durduktan sonra, grubu bir araya toplayarak durumu
ortaya koyacak ve kendi önerilerini sunacaktır. Neden bu özelliğin
liderlik için önemli olduğu düşünülürse, öncelikli olarak kendi
duygularını ve dürtülerini kontrol eden bir kişi mantıklıdır ve bir
güven ve adalet ortamı yaratacaktır. Böyle bir ortamda, politika ve
iç mücadeleler azalacak, verimlilik ise artacaktır. Yetenekli
insanlar organizasyon içinde toplanacak ve ayrılma için bir niyet
taşımayacaklardır. İkinci olarak, kendi kendini ayarlama
özelliği rekabetle ilgili nedenler içinde önemlidir. Günümüzün hızla
değişen, belirsizlik ortamı içinde sık sık şirket evlilikleri ve
ayrılmalar söz konusudur. Teknolojik değişim baş döndürmektedir. Kendi
duygularının efendisi olan kişi, değişime ayak uyduracaktır. Yeni bir
değişim programı ilan edildiğinde paniğe girmeyecektir. Ön yargıları
bir yana bırakıp, bilgileri araştıracak, proje hakkında açıklamaları
dinleyecektir. Değişim başladığı zaman, onunla birlikte hareket
edecektir. Örneğin, büyük bir üretici firmada bir yöneticiyi ele
alalım. Uzun süreden beri kullanılan yazılım değiştirilecektir ve yeni
programa bağlı olarak veri akış sistemi de değiştirilecektir. Bu
değişim programına karşı bir çok kişi direnç gösterecek, yeni sistemi
getireceği tahribatı vurgulayacaklardır. Ancak bu yönetici yeni
programın nedenleri üzerinde durmuş ve yeni yazılımın becerileri
üzerinde ikna olmuştur. Bunu takiben de, bir çok meslektaşının aksine
eğitim programlarına katılmış ve bunun sonucunda da teknolojiyi etkin
kullanabildiği için hızla yükselebilmiştir.
Diğer
yandan, kişisel bir fazilet olmanın yanında örgütsel bir kuvvet olan
bütünlük ve dürüstlük açısında da kendi kendini ayarlama özelliğinin
önemi vardır. Örgütteki bir çok sorunun nedenini düşüncesiz
hareketler teşkil etmektedir. İnsanlar planlı bir şekilde maliyetleri
şişiremez, karlılığı düşüremezler. Örneğin gıda sektöründe büyük bir
firmanın yöneticisini ele alalım. Bu yönetici dağıtıcılarla yapılan
görüşmelerde maliyetler konusunda tamamen dürüst davranmakta,
maliyetleri detaylı olarak yansıtarak onların fiyatlandırmayı daha
doğru ve gerçekçi kavramalarını sağlamaktadır. Böylece, maliyetleri
saklı tutup kısa dönemli karlılığı arttırmak yerine dağıtıcılarla
uzun dönemli sağlam ilişkiler kurmaktadır.
Sonuç
olarak kendi kendini ayarlama, düşünce ve fikir için eğilim, değişim
ve belirsizlik altında rahat davranabilme ve dürüstlük olarak
yansımaktadır.
3-
MOTİVASYON:
Tüm etkin
liderlerin sahip olduğu bir özellik varsa bu motivasyondur. Onlar
beklentinin ötesinde başarılara yönelmişlerdir. Anahtar kelime
"başarı" dır. Bir kısım insan özellikle dış faktörlerden motive olur,
örneğin yüksek maaş, prestij, etkileyici bir unvan gibi. Ancak
liderlik potansiyeline sahip kişilerde ise motivasyon kaynağı
başarıdır. Eğer bir insan dış faktörlerden ziyade başarıya dayalı bir
motivasyon içinde ise bunun ilk işareti, işine duyduğu aşktır. Bu tür
insanlar yaratıcı fırsatlar ararlar, öğrenmeyi severler ve daha iyi
yapmak için sonsuz enerjiye sahiptirler. Örneğin bir kozmetik
üreticisinin yöneticisi, satış rakamlarına ulaşmak için 2 hafta
beklemekten bıkmıştır ve çözüm olarak otomatik bir telefon sistemi
kurdurmuştur. Bu sistem ile yönetici her gün saat 15.00? da otomatik
bir mesaj göndermekte, bunun sonucu olarak satıcılar harekete geçerek
günlük bilgileri tuşlar vasıtasıyla iletmektedir ve böylece geri
dönüş zamanı haftalardan güne indirilmiştir. Bu örnekten, başarı ile
motive olan kişilerin iki özelliği ortaya çıkmaktadır. Sürekli olarak
performans çıtalarını yükseltme ve skorlara ulaşmaktan zevk alma.
Başarı ile motive olan kişi ilk çıta aşıldıktan sonra daha üste
çıkmanın yollarını arar. Normal olarak kendini bilen kişi limitlerini
bilir ancak kolay hedeflerle de ilgilenmez. İlginç olan bir olayda,
yüksek düzeyde motive olmuş bir insan sonuçlar negatif olsa bile
iyimserliğini koruyabilmesidir. Başarısızlıkların ardından gelen
depresyonun üstesinde gelmek için kendi kendini ayarlama ile başarıya
dayalı motivasyonun kombinasyonu oluşturulabilir. Örneğin, büyük bir
yatırını firmasındaki bir portföy yöneticisi bir kaç başarılı yılın
ardından peşi sıra gelen başarısızlıklar sonucu önemli müşterilerini
kaybetmiştir. Bazı insanlar başarısızlıkla nedenleri kontrol dışı
olarak tanımlarken bazıları ise direkt kendilerini sorgulamaktadırlar.
Bu yönetici ise, kendine gelmede başarılı olacağını kanıtlamak için
bir fırsat görmüştür. İki yıl sonra üst düzey bir yönetici olduğunda
bu deneyiminin şimdiki başarısında önemini vurgulamıştır.
Yüksek
düzeyde motivasyon için bir diğer gösterge de örgüte bağlılıktır.
Eğer bir kişi işini seviyorsa. O işi gerçekleştirmek için örgüte
bağlılık gösterecektir. Özellikle yüksek transfer ücretlerine karşın
hala firmada kalınması bunun en iyi göstergesidir. Başarıyla
motivasyon ile güçlü bir liderlik arasındaki ilişkiyi anlamak güç
değildir. Eğer bir kişi sürekli olarak başarı için yüksek çıtalar
seçiyorsa, liderlik konumuna geldiğinde bunu örgüt içinde yapacaktır.
Kendisi gibi özelliklere sahip insanlardan oluşan bir ekip
kuracaktır. İyimserlik ve örgüte bağlılık liderlik için temel
özelliklerdir ve onların eksikliğinin yaratacağı problemler büyük
olacaktır.
4-
BAŞKALARININ FİKİR VE DUYGULARIYLA İLGİLENME (EMPATHY):
Duygusal
zekanın boyutları arasında en kolay tanınacak olanıdır. Ancak bu
özellik iş dünyası dışında bir kavram gibi durmaktadır. Çok nadir
olarak insanlar bu özelliklerinde dolayı taktir toplar ve
ödüllendirilirler.
Lider için bu
özelliğin anlamı, diğer faktörlerin yanında karar alanı süreci içinde
insanların fikir ve duygularını da dikkate almaktır. Büyük iki
finansal şirketin birleşmesi sırasında, tüm birimlerde atılması
gereken işler ortaya çıkmıştır. Bu durumda, yöneticilerden birisi
çalışanları toplayarak karamsar bir tablo çizmiş ve daha sonra işten
ayrılacak olan bir takım kişiler hakkında ağır değerlendirmelerde
bulunmuştur. Ancak diğer bir yönetici üzüntüsünü dile getirmiş ve
çalışanlarına adil davranacağı ve bilgilendireceği konularında söz
vermiştir. Bu iki yönetici arasındaki fark empathy?dir. İlk yönetici,
kendi akıbeti konusunda üzgündür ve morali düşük olan insanların
duygularıyla ilgilenmemektedir. İkinci yönetici ise, çalışanların
duygularından haberdardır ve sözlerini tartılı seçmiştir. Sonuç
olarak, ilk birimdeki yönetici yetenekli çalışanlarını kaybederken,
diğeri bir yandan liderlik gücünü artırırken bir yandan da birimin
verimliliğini korumayı başarmıştır.
Empathy?nin
liderlik açısından önemi hakkında üç önemli neden sayılabilir: Artan
takım kullanımı, hızlı globalleşme ve yeteneği koruma üzerinde artan
bir ihtiyaç. Günümüzde bir çok faaliyet takımlar bazında
gerçekleştirilmektedir. Bu takımlar bir çok konuda fikir birliğine
varmak zorundadır. Oysaki normal hayatta bile çoğu zaman iki kişinin
görüşbirliğine varması çok güçtür. Kişi sayısı arttığı zaman durumun
zorluğu ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak bir takım lideri, herkesin
görüşlerini hissetme ve anlama yeteneğine sahip olmalıdır.
Örneğin,
büyük bir IT firmasının bir pazarlama yöneticisi, işlerle fazla
yüklenmiş ve termin açısından sıkıntıya giren bir grubun başına
getirildiğinde, grup üyeleri arasından yüksek bir gerilim vardı ve
grup üyelerini bir araya getirmek ve örgütün etkin bir elemanı haline
getirmek imkansız gibi görünüyordu. Bu koşullarda, yönetici öncelikli
olarak birebir mülakatlar ile her üyenin duygu ve fikirleri hakkında
bilgi sahibi olmuş ve bu bilgiler ışığında grubu bir araya getirmeyi
başarmıştır. Toplantılar sırasında üyeleri açık konuşmaları konusunda
cesaretlendirmiş ve yapıcı eleştirilere yardımcı olmuştur. Kısacası,
empathy yoluyla takımın duygusal baskısını anlayabilmiştir. Grup kendi
içinde ve firma çapında kazanmakla kalmamış uluslararası platformda
da üne kavuşmuştur. Günümüzün globalleşen dünyasında, kültürler arası
ilişkiler esnasında kolaylıkla yanlış anlamalar olabilmektedir.
Empathy bu noktada panzehir konumundadır. Örneğin, bir Japon firması
karşısında bir proje hakkında bilgi veren Amerikalı danışmanlar,
Amerika?da sonu gelmez soru bombardımanına alışmış olmaları nedeniyle
sessizce sunumu izleyen Japonlar karşısında zor durumda
kalabilmektedirler.
Empathynın
oynadığı bir diğer rol ise, özellikle günümüzün bilgi ekonomisinde
yeteneği elde tutmada karşımıza çıkmaktadır. Yetenekli çalışanların
geliştirilmesi ve tutulmasında liderler empathy'e sahip olmalıdır.
Yönetme ve kontrol sadece iyi bir performans için değil aynı
zamanda turn-over'ı düşürmek ve iş tatminini sağlamak içinde
gereklidir. Yönetim ve kontroldeki başarı insanların kafalarının
içindekileri algılama ve onlara yardım etme ile mümkündür.
5-
SOSYAL BECERİLER (SOCİAL SKİLLS):
İlk üç
boyut kendi kendini yönetme ile ilgiliydi, son iki boyut ise kişinin
insanlar arası ilişkileri yönetme becerisi ile ilgilidir. Sosyal
olarak yetenekli kişiler geniş bilgi çevrimlerine sahip olmak
isteyecekler ve insanlar arası genel bir zeminin bulunması ile uyumun
sağlanması konusunda da yeteneklidirler.
Sosyal beceriler
bir bakıma diğer duygusal zeka boyutlarının bir sonucudur. Hem kendi
duygu ve düşüncelerini hem de diğerlerininkini anlayan ve kontrol
eden bir kişi, insan ilişkilerini kurmada etkili olacaktır. Başarıya
dayalı motivasyon ve optimistik davranışlar da bu ilişkilerin
kurulmasında katkıda bulunacaktır. Bu nedenle bir çok şekilde sosyal
beceriler ortaya çıkabilir. Örneğin böyle bir insan, takımları
yönetmede hünerlidir. Kendi kendini tanıma, ayarlama ve empathy
kombinasyonu ile ikna etme konusunda uzmandır. Ne zaman duygusal
ricalarda bulunacağını bilir. Motivasyon ile mükemmel bir
işbirlikçidir; iş konusundaki hırsı diğerlerine yansır ve çözüm
bulma konusunda motive ederler.
Diğer
boyutlara nazaran bir çok firmada sosyal beceriler liderlik için daha
fazla önem kazanmaktadır. Çünkü liderin etkili olarak ilişkileri
yönetmesi gereklidir. Kısaca, liderin işi insanlara bir işi
başarmaktır ve sosyal beceriler bunu mümkün kılarlar. İnsanlar her
zaman tam olarak ilgilerini yansıtamaz, motivasyon ise hırsın
insanlara aktarılmadığı sürece işe yaramaz. Sosyal beceriler tüm
bunları işe yarar hale getirir.
Kaynak: www.enformasyon.cjb.net (17 Temmuz 2001) |