DUYGUSAL ZEKA
NEDİR?
DUYGUSAL
ZEKÂ KAVRAMININ GELİŞİMİ:
Son yıllarda yapılan araştırmalar, IQ’nun
hayattaki başarıya katkısının %10’dan fazla olmadığını göstermektedir.
Yüksek IQ, başarının, prestijin veya mutlu bir yaşamın garantisi
olmadığı halde, okullarımızda ve kültürümüzde akademik yetkinlik hala
ön planda tutulmakta; günlük hayatımızda büyük önem taşıyan sosyal ve
duygusal becerilerin geliştirilmesi ihmal edilmektedir.
Duygusal ve sosyal kapasitesi yüksek kişiler - yani, duygularını iyi
bilen, onları kontrol edebilen, başkalarının duygularını anlayan ve
bunları ustalıkla idare edebilenler - hayatlarının gerek özel gerekse
mesleki alanlarında daha avantajlı bir konuma geçerler.
Duygusal ve sosyal becerileri gelişmiş insanlar hayatta daha mutlu ve
üretken oluyorlar.
Duygularını kontrol edemeyen kişiler ise, net düşünebilme ve işlerine
konsantre olabilme yeteneklerini engelleyen içsel bir mücadeleye
giriyorlar.
Son yıllarda, bazı araştırmacılar insan zekasını eski yöntemlerle
incelemenin sınırlamalarını keşfettiler.
Howard Gardner 1980’lerin başlarında IQ yaklaşımını sorgulamaya
başladı. "Frames of Mind" adlı kitabında yaşamdaki başarı açısından
hayati derecede önem taşıyan yalnızca tek bir zeka türü olmadığını,
ancak zeka türlerinin daha geniş bir yelpazede ele alınabileceğini öne
sürüyordu. (Møller, 1999, s. 217).
Bu alandaki öncü isimlerden bir diğeri de Robert Sternberg’dir.
Sternberg, yüksek IQ’nun akademik başarı getirebileceğine fakat
hayatın diğer alanlarında hedefe yönelik eylemlere yol açmayacağına
inanmaktadır. Kendi standartları veya başkalarının standartları
doğrultusunda başarıyı yakalamış insanlar sadece okullarda değer
verilen hareketsiz zekaya güvenmekten çok birçok alanda beceri sahibi
olmuş, bu becerileri geliştirmiş ve uygulamış kişilerdir. (Møller,
1999, s. 222).
ABD’de 1985 yılında bir doktora öğrencisi (Payne, Wayne Leon) A study
of emotion: Developing Emotional Intelligence; Self-integration;
Relating to fear, Pain and Desire (Theory, Structure of reality,
Problem-solving, contraction / expansion, tuning in/coming out/letting
go) başlığı taşıyan bir doktora tezi yazmıştır. Bu çalışma ilk olarak
"Emotional Intelligence" kavramının akademik çevrelerde
kullanılmasıydı.
1990 yılında Harvard Üniversitesi’nden psikolog Peter Salovey ve New
Hampshire Üniversitesi’nden psikolog John Mayer "Emotional
Intelligence" ile ilgili iki tane makale yayımladılar. Bu profesörler,
insanların duygusal alandaki yetilerini bilimsel olarak ölçmeyi
denemişlerdir. Bu hocaların bulguları, bazı insanların diğerlerinden,
kendi duygularını tanımlamada, başkalarının duygularını tanımlamada ve
duygusal konularda problem çözmede daha iyi olabileceğini ortaya
koyuyordu. Geçtiğimiz on yılda bu profesörler, duygusal zekamızı
ölçmeye yönelik iki değişik test geliştirdiler. Onların çalışmaları
genellikle akademik çevre içinde kaldı.
Başarı için önemli görülen "empati, duyguları ifade etme ve anlama,
mizacı kontrol etme, bağımsızlık, uyum sağlayabilme, beğenilme,
kişiler arası sorunları çözme, sebat, sevecenlik, nezaket, saygı... "
gibi duygusal nitelikleri betimlemek için kullanılan bu kavramın
"şöhret" olması, ancak 1995’de psikoloji alanında doktoralı
gazeteci-yazar Daniel Goleman’ın "Duygusal Zekâ" (Goleman, Daniel
(1995). Emotional Intelligence: Why It Can Matter More Than IQ. New
York: Bantam Books.) kitabını yayınlaması ile gerçekleşmiştir.
Meşhur olmadan önce Goleman, New-York Times gazetesine ve Popular
Psychology dergisine yazılar yazan bir gazeteciydi. 1994 ve 1995
senelerinde “Duygusal Okur-Yazarlık” üzerine bir kitap yazmayı
planlıyordu. Bu kitap için okulları ziyaret ederek, duygusal
okur-yazarlığı geliştirmek için hangi programları geliştirdiklerini
öğreniyordu. Aynı zamanda da genel olarak duygular üzerine yoğun
incelemeler yapıyordu. En çok da Mayer ve Salovey yazılarını okuyordu.
Bir noktada Goleman kitabın ismini “Duygusal Zeka” olarak değiştirdi.
Bu isimle daha popüler olacağını ve iyi satacağını düşünmüştü.
Böylece 1995’te “Duygusal Zeka” yayınlandı. Bu kitapla "Duygusal Zekâ"
Time dergisinin kapağında boy göstermiş, okullardan şirketlere dek
yönetim odalarında sohbet konusu yapılmış, ünü Beyaz Saray’a kadar
uzanmıştır. ABD Başkanı Clinton, esi Hillary tarafından kendisine
armağan edilen bu kitap için "mükemmel bir kitap, çok ilginç, çok
sevdim." sözleriyle onun önemini ve değerini vurgulamıştır.
Kitap için iyi planlanmış bir promosyon çabasının gereği, Goleman
Amerikan televizyonlarında görünmeye başladı. Aynı zamanda kitabını
tanıtmak için büyük bir konferans turuna da başladı. Kendisinin ve
yayıncısının çabaları sayesinde kitabı uluslararası bir best-seller
oldu. New-York Times gazetesinin çok satanlar listesinde neredeyse bir
yıl kaldı ve Goleman’a iyi paralar kazandırdı.
Kitabında; beyin, duygular ve davranışlar üzerine bir sürü ilginç
bilgiyi bir araya getirmişti. Goleman kitapta kendi fikirlerine çok az
ve yüzeysel yer verdi, ve buna bağlı olarak kendi önyargılarına ve
inanışlarına da. Genellikle yaptığı, diğerlerinin işlerini toplamak,
onları organize ve dramatize etmekti.
Ünlü olduğu 1995’ten beri Goleman duygusal zekanın aktüel
araştırmasını yapmıştır. Kitabı 1995’te yayınladıktan sonra
yöneticilerin, kendi fikirlerine büyük paralar ödemeye hazır
olduklarını keşfetmiştir. Goleman buralardan çok iyi para kazanınca
NYT’daki işinden ayrılmış ve çok uluslu bir konsorsiyum (
http://eiconsortium.org ) kurmuştur. Aynı
zamanda sadece iş pazarına özel bir kitap (Goleman, Daniel (1998).
Working With Emotional Intelligence. New York; Bantam Books.) daha
yazmıştır. Bu kitapta da duygusal zekanın tanımını kendine göre yapmış
ve duygusal zekanın 25 yeti, yetenek ve ustalıktan oluştuğunu
açıklamıştı.
Öbür tarafta ise Mayer ve Salovey duygusal zeka hakkında yorum
yapmakta temkinli davranıyor ve kavramın “başarı, mutluluk ve ideal
vatandaş hakkında etkilerini saptamada ihtiyatlı oluyorlardı ve para
kazanmaktan çok bilimsel gerçekler üzerinde duruyorlardı. Bu
profesörler ve Caruso (MSC) EI’nin zekanın gerçek bir formu olduğunu
ve bilimsel olarak ölçülemeyeceğini düşünüyorlardı. (
www.eqi.org )
DUYGUSAL ZEKANIN
TANIMI:
1980’lerin başında, İsrailli Psikolog
Dr. Reuven Bar-On,
duygusal zeka kavramını geliştirmeye başlamış; "Bir kişinin çevresel
baskılarla ve isteklerle başa çıkmak için başarılı olma yetisinde;
duygusal kişsel ve sosyal yeteneklerinin bir bütünüdür." şeklinde
tanımlamıştır. (Møller, 1999, s. 218).
Peter Salovey ve John Mayer,
1990’da Duygusal Zekayı şöyle açıklamışlardır : "Bir kişinin kendi ya
da başkalarının hislerini ve duygularını yansıtabilme, onları ayırt
edebilme ve kişinin düşüncesi ve eyleminde bu bilginin
kullanılmasıdır." (Møller, 1999, s. 219).
Daniel Goleman,
1995 yılında yayınlanan "Duygusal Zeka" adlı kitabında "Duygusal
zekayı kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına
empati beslemesi, ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde
düzenleyebilmesi yetisi" olarak tanımlıyor. (Goleman, 1996).
Goleman’a göre;
beynin düşünen parçası, beynin duygusal parçasından ürüyor. Beynin
düşünen ve duygusal parçaları genelde yaptığımız her şeyde birlikte
çalışıyor ve gerek iş yaşamında gerekse özel yaşamda başarılı ve mutlu
olmak, insanların duygusal zeka becerilerine bağlıdır.
KAYNAKLAR:
Goleman, Daniel. (1996).
Duygusal Zeka Neden IQ’dan Daha Önemlidir? İstanbul:
Varlık Yayınları.
Goleman, Daniel. (1998).
İşbaşında Duygusal Zekâ. İstanbul: Varlık Yayınları.
Goleman, Daniel, Boyatzis, Richard, McKee, Annie. (2003)
Yeni Liderler.
İstanbul: Varlık Yayınları.
Møller, Claus. (2000).
Hearthwork. Hillerød: TMI.
DERLEYEN :
ERAY BECEREN (ARALIK 2004)